';
side-area-logo
ribem-sss

Riskli Bebek Hakkında Sorular

Riskli Bebek terimi daha çok gelişim basamaklarında gecikme, postür kaslarında zayıflık, erken dönemde emme-yutma becerilerinde eksiklik, dil gelişiminin gecikmesi, kendi kendini sakinleştirememe, sürekli huzursuzluk, hareket etmekten kaçınma ya da aşırı uyarana ihtiyaç duyma, aşırı hareketlilik gibi duyu bütünleme problemleri ile davranışsal sorunlar ve psikososyal problemler açısından risk altında olan bebekleri ifade etmek için kullanılmaktadır.
Başka bir deyişle Riskli Bebek; Gebelikte, doğum sırasında ya da doğum sonrası yaşanan sorunlara bağlı olarak bir ya da daha fazla gelişimsel alanda nörolojik açıdan gerilik görülebilecek bebeklere denir.

Gebelik, doğum ve yenidoğan döneminde karşılaşılan pek çok çevresel ve biyolojik etmen bebeğin merkezi sinir sistemini ve sonuçta nöromotor gelişimini olumsuz etkilemektedir. (Nöromotor sistem: Duyu organları ile dışarıdan alınan duyuları sinirlerle kaslara ileten sistem.)

Riskli Yenidoğan: Öyküsünde herhangi bir olumsuz çevresel ya da biyolojik etmen bulunduran ve bu etmenlerin etkisiyle gelişme geriliği oluşabilecek bebekler olarak tanımlanmaktadır.

Bütün risk etmenleri göz önüne alındığında tüm yenidoğanların %60-70’inde en az bir risk etmeni bulunduğu bildirilmektedir. Buna karşın risk etmenleri ile psikomotor gerilik arasında doğrudan bir ilişki saptanmamıştır.

ÖNEMLİ NOT:Bu nedenle klinik muayenede gelişimsel gecikmesi olan ya da nörolojik olarak etkilenimi olup (kafa içi kanama, nöbet öyküsü vb.) klinik muayenede bulgu vermeyen bebeklerin de olası gelişimsel problemler açısından erken müdahale programına alınması ve yakın takibi ileride gelişebilecek daha büyük sorunları önleyebilmek için önerilir.

  • Erken doğum (Prematürelik)
  • Hipoksik İskemik Ensefalopati Hie
  • Respiratuvar Distres Sendromu
  • İntraventriküler Kanama
  • Hiperbilirubinemi
  • Yenidoğan döneminde nöbet geçirme

Bebeğin taburcu olması düşünülen günden önce aile ile; çocuğun durumu, beklentiler, izlem süreci hakkında konuşulmalı, aile hazırlanmalıdır. Çocuğa ait tıbbi kayıtlar, laboratuar tetkikleri, grafiler ve acil durumlarda başvurabilecekleri merkezlerin adresleri ve telefonları kesinlikle aileye verilmelidir.

Kontrol randevu tarihleri, kontrolde yapılacaklar anlatılmalıdır. Ailenin olabildiğince normal ve patolojik bulguları tanıyabilmeleri için önceden bilgiler verilmeli ve en azından yaşamsal bulguları (dakikada solunum sayısı, kalp atım hızı, ateş gibi) izleyebilecekleri temel bilgiler verilmelidir.

Riskli bebeklerde yenidoğan döneminde ya da nöromotor gelişim geriliği fark edilir edilmez en erken dönemde fizyoterapiye başlanmalıdır.

Risk etmenine bağlıdır. Çocuğun Nöromotor gelişimi normali yakalayana kadar fizyoterapiye devam edilmesi önerilir. Klinikte uygulanan testler ile gelişimden sapma derecesine göre terapilerin sıklığı planlanır.  Aile eğitimi ve ev düzenlemesi  yoğun fizyoterapinin önemli bir kısmını oluşturur.

Prematüre Bebekler Hakkında Sorular

Amerikan Pediatri Akademisi, Amerikan Obstetri ve Jinekoloji Derneği ve Dünya Sağlık Teşkilatı, Prematüreyi annenin son adet tarihinin ilk gününden başlayarak bebeğin 37 haftadan (259 gün) önce doğması olarak tanımlamıştır.

Erken doğum, ağırlıklarına göre aşağıdaki gibi 3 gruba ayrılmaktadır

  • Düşük doğum ağırlığı: Doğum ağırlığı 2500 gr’ın altında olanlar
  • Çok düşük doğum ağırlığı: Doğum ağırlığı 1500 gr ve altında olanlar
  • Aşırı düşük doğum ağırlığı: Doğum ağırlığı 1000 gr ve altında olanlar

Prematüre bir bebek genellikle özel sağlık gereksinimlerine sahiptir, çünkü organlarından bazıları tam olarak gelişmemiştir. Ortaya çıkabilecek sağlık problemlerinin boyutunu ve gereksinim duyulacak bakım tipini bebeğinizin 37’nci haftanın tam olarak ne kadar öncesinde doğduğu belirleyecektir.

Türkiye’de her yıl doğan yaklaşık 1.3 milyon bebekten en az 130.000’inin (%10) düşük kilolu olduğu ve bu bebeklerin 3/2’sinin prematüre olarak tanımlandığı belirtilmektedir.

Tıbbi açıdan kırılgan olan Prematüre bebekler, davranışsal durum düzenlemesi ve stres yönetimiyle ilgili sorunlar da yaşayabilirler. Kırılgan bebeklerle çalışıyorken,  bebeğin tıbbi durumu, kontrendikasyonlar, dikkat gerektiren hususlar ve stres semptomları konusunda bilgi sahibi olmanız zorunludur.

Anneler desteğe ihtiyacı olan bebekleriyle çalışıyorken ortaya çıkabilecek fizyolojik değişiklikleri tanımayı ve yönetmeyi öğrenmeye çalışmalıdır. Tıbbi açıdan kırılgan olan bu bebeklere daha iyi destek vermeyi planlıyorsanız, deneyimli profesyonel bir Çocuk Fizyoterapistinden destek almanız son derece önemlidir.

Normal hamilelik süresi (gestasyon süresi) son adetin başlangıç gününden sonra 280 gün veya 40 haftadır.

– Eğer doğum 37. haftadan önce gerçekleşirse prematüre doğum olarak tanımlanır.

– Tüm hamileliklerin yaklaşik %10’u prematüre doğumla sonuçlanır. Ülkemizde yılda 1.300.000 bebek doğmaktadır. Bunun yaklaşık 130 bini düşük doğum ağırlıklı ve bu bebeklerin üçte ikisi prematüredir.

Son 20 yılda erken doğan yenidoğanlarda perinatal bakımdaki gelişmeler ölüm oranlarında ciddi ölçüde azalma sağlamıştır. Bununla birlikte yaşatılan bebeklerde morbidite (hasta olma oranları) artmıştır.

Doğum tartısı 1500 gr altında olan çocuklarda gelişimsel sorunlar, mental retardasyon, ciddi duysal kayıplar ve öğrenme güçlüğü gibi major nörogelişimsel bozuklukların görülme sıklığı %10-20 olarak bildirilmektedir.

Tekil gebeliklerde hamilelik 40 hafta üzerinden hesaplanır. Eğer 37 haftadan önce doğum yapılırsa bu erken doğum sayılır. Fakat çoğul gebeliklerde özellikle ikiz, üçüz veya dördüzlerde belirlenmiş kesin bir gebelik süresi yoktur. Bebek sayısı arttıkça hamile bir kadının 40 haftayı tamamlaması imkansızlaşır. Hamile bir kadın hamileliğinin 24. ve 34. haftaları arasında normal dışı belirtiler gösteriyorsa, bebeğin erken doğurma riski ile karşı karşıya olabilir. Su torbası patlamadığı sürece doktoru doğumu engellemek için bir takım önlemler alabilir. İlaç ve serum vererek, yakından takip ederek erken doğumu erteleyebilir.

Gebelikte sorunlar yaşanabilir. Kadın doğum uzmanından destek alınarak gebelik takibi aksatmadan yapılmalıdır. Bilinmelidir ki erken doğumu 100% engellemek olanaksızdır.

Erken doğumun Sebepleri;

  • Çoğul gebelik: İkiz, üçüz veya daha fazla gebeliklerin çoğu erken doğumla sonuçlanır.
  • Tansiyon yükselmesi, baş ağrısı, bacaklarda şişme, idrarda protein atma durumu; gebelik zehirlenmesi (Preeklampsi): Bütün erken doğumların % 15’inin nedenidir. Belirtiler hızlı gelişirse tehlikelidir. Daha ilerlerse annede şuur kaybı, durdurulamayan kanama ve havale gibi durumlar ortaya çıkabilir. Hızlı ilerleyen gebelik zehirlenmesini durdurmanın tek yolu bebeği doğurtmaktır. Bu da bebeğin erken alınmasına neden olur.
  • Su torbasının erken patlaması: Bu durumda erken doğum ve enfeksiyon riski fazladır. Rahimde kalan sıvı miktarı ve bebeğin durumuna göre kararlar alınmalıdır. Doğumu geciktirmek ve bebeğin ciğerlerini olgunlaştırmak için ilaçlar uygulanmalıdır. Enfeksiyon belirtisi başlarsa bebek doğurtulur.
  • Kanama başlaması: Plasenta ya da ”son” un rahim ağzının üzerine yerleşmesi sonucu kanama başlayabilir. Bazen de plasenta iyi yerleşmesine rağmen aniden rahimden ayrılır ve kanama başlar
  • Önceki gebeliklerde düşüklerin veya erken doğumların olması
  • Bebeğin anne karnında büyüyememesi: Plasentada kan dolaşımı yetersizse, bebek rahimde yeteri kadar büyüyemez.
  • Annenin sigara ve alkol kullanması: Son yıllarda doğurgan yastaki kadınlarımızın daha fazla sigara içtiklerini biliyoruz. Sigaradaki nikotin plasenta ”son” damarlarını büzer, bebeğe kan gitmesini önler ve büyümesini engeller. Gebe olan kadının kesinlikle sigara ve alkol içmemesi gerekir. Sigarayı bırakma konusunda Sağlık Bakanlığı’nın Sigara Bırakma Hattı Alo 171’i arayarak destek alabilirsiniz.
  • Stresli olaylar yaşanması: Ciddi bir düşme, trafik kazası, yangın gibi… Yaşadığımız günlük streslerin erken doğumu gerçekleştirdiğine dair bir kanıt yoktur.
  • Annenin önceden gelen hastalıklar: Kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği, insülin  gerektiren şeker hastalığı vb.

Bilinmeyen sebepler: Erken doğumların üçte birinde neden bilinemez. Belirtiler çok silik, hatta hiç olmayabilir.

Erken doğum riski önceden öngörülüyorsa doktor yatak istirahati önerebilir. Özellikle çoğul gebelik söz konusu ise erken doğurma olasılığı yüksektir.

Erken doğum riskini azaltmak için şunlar önerilir:

  • Hamile kadının çalışma saatlerinin azaltması veya yoğun iş temposunun düşürülmesi
  • Hamile kadının merdiven çıkması, alışveriş torbası taşımaması ve ev işlerini azaltması gerekir.

Prematüre bebekler genellikle battaniyelere sarılsalar bile vücut ısılarını korumaları için gereken bedensel yağa sahip değildirler. Kendi başına işlev gösterebilmesi için bebeğin akciğerleri, böbrekleri, karaciğeri, sindirim sistemi ve kalbi tam olarak gelişmiş olmalıdır.

Prematüre bebek tüm sistemleri  tam olarak gelişmeden önce doğduğunda aşağıdaki sağlık problemlerinden bazıları ortaya çıkabilir:

  • Sarılık
  • Prematüre apnesi
  • Hipoksik iskemik Ensefalopati (HİE)
  • Kafa içi kanama (İKK, İVK)
  • Ventrikül içine kanama (PVL)
  • Prematüre retinopatisi (ROP)
  • Solunum güçlüğü sendromu
  • Kronik akciğer hastalığı
  • Kardiyovasküler (Kalp ve damar sistemiyle ilgili) problemler
  • Hipoglisemi
  • Beslenme problemleri
  • Anemi

Erken Müdahale Desteği (ERKEN DESTEK) Hakkında Sorular

Gelişim geriliği olan çocukların gelişimsel potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olmak için “Erken Gelişim Desteği” ile desteklenmesi gerekir.
Erken destek, Gelişimsel Gecikme tanısı konulan, akranı olan diğer çocuklarla aynı hızda büyümeyen ve öğrenmeyen ya da öğrenme ve büyüme açısından gelişimsel gecikme riski taşıyan 36 aylıktan küçük bebeklere ve çocukların güçlü yönlerine destek verecek ve zayıf yönlerini geliştirici destek sağlayacak biçimde tasarlanır.

Pek çok araştırmacı 0-3 yaş arası erken dönem deneyimlerinin, beyin gelişiminde çok önemli yer aldığını belirtmektedir.
Çocuğun ilk 3 yaşındaki öğrenme kapasitesi ile fiziksel ve davranışsal eğitime verdiği yanıt çok daha hızlıdır. Bu nedenle “Erken girişim desteğinin” ilk 3 yaşta sağlanmasının önemi çok büyüktür.
Erken girişim programları zamanında ve uygun verilirse çocuğun gelişimsel özelliklerinde büyük ilerlemeler yapabilir. Rahim içi (fetal) dönem ve yaşamın ilk yıllarında yapısal ve organizasyonel açıdan beyin gelişimi daha hızlı olduğundan erken girişim programları doğumdan üç yaşına kadar olan dönemi kapsamaktadır.

  • Erken müdahale hizmetleri, fizyoterapistlerin, ergoterapistlerin,  yeme ve yutma bozuklukları uzmanlarının, özel eğitimcilerin, konuşma terapistlerinin ve alanında uzmanlaşmış danışmanların 3 yaş ve altı çocuklara verdikleri bir dizi hizmeti içerir.
  • Bu hizmetler, herhangi bir gelişim alanında herhangi bir nedenle gecikme yaşamakta olan, tanı konulmuş ya da konulmamış çocuklara sağlanır. Bu hizmetler RİBEM Riskli Bebek Danışma Merkezi’nde detaylı olarak verilmektedir.
  • Her çocuk bir birinden farklıdır ve benzersizdir, her birisi kendine özgü bir kişiliğe sahiptir. Bununla birlikte, çocukların çoğunun belirli bir zaman çerçevesinde ulaştıkları belirli gelişimsel dönüm noktaları vardır.
  • Çocuğunuzun size gülümsediği, ilk kez konuştuğu, emeklemeye başladığı ve başka şeylerde yetkinleştiği yaş, size ve doktorunuza, onun bu önemli gelişimsel dönüm noktalarını başarmakta ne kadar iyi olduğu konusunda ipuçları verebilir.
  • Seslere ya da tanıdığı kişilerin çağrılarına tepki vermezse
  • Zil sesine ya da ses çıkaran başka nesnelere dikkatini yöneltmezse
  • Farklı düzeylerdeki seslere uygun şekilde tepki vermezse
  • Kendi kendine gığıldamazsa
  • Çocuğunuzda işitme ile ilgili sorun olabilir. Lütfen çocuğunuzun Doktoruna başvurunuz.

Serebral Palsi Hakkında Sorular

Serebral Palsi (SP) gelişimini tamamlamamış beynin ilerleyici olmayan hasara bağlı hareket ve duruş bozukluğudur. SP halk arasında beyin felci olarak ifade edilir.

  • SP doğum öncesinde, sırasında veya sonrasında henüz olgunlaşmamış beyinin hareket işlev alanlarının (farklı düzeylerde) hasar görmesinden dolayı oluşan tablodur.
  • Çocukluk çağının en sık görülen özürlülük nedenlerinden biridir. Doğumdan itibaren SP rehabilitasyonu oldukça zorlu ve yoğun bir çabayı gerektirir. Günümüzde SP rehabilitasyonun deneyimli bir ekip yaklaşımı gerektirdiği ortaya konmuştur.
  • Etkisinin en aza indirilmesi Fizyoterapi, Botoks uygulaması, Cerrahi müdahaleler ve Medikal cihazlama ile mümkün olabilir. Düzenli Fizyoterapi Programları bu tablonun etkisinin kalkmasında medikal cihazlama ve cerrahi operasyonların önüne geçmiştir. (SP farklı şekillerde sınıflandırılabilir. Tüm SP vakaları aynı değildir)

SP, olgunlaşmamış beynin, değişik etkenlerle zarar görmesi sonucu oluşan, statik, ilerleyici olmayan lezyonlara bağlı, değişken hareket ve postür (duruş) bozuklukları olarak tanımlanabilir.

(Brett 1997; Taft, 1995; Wiklund ve ark. 1990)

Pek çok toplumda ortalama olarak 1000 canlı doğumda 2-3 olarak bildirilmiştir.

Son yıllarda 1,5-2/1000 olarak bildiren çalışmalar da vardır.

Çeşitli ülkelerde yapılan epidemiyolojik çalışmalarda :

      • Avrupa’da : 1,51-2,2/1000
      • A.B.D’de :1,7-2,0/1000
      • Çin’de :1,28-1,92/1000
      • TÜRKİYE : 2/1000

olarak bildirilmiştir

Serebral Palsi’ye yol açan beyin hasarı prenatal, perinatal ya da postnatal dönemde gelişebilir.

Yaklaşık %70-80’i prenatal (doğum öncesi) sebeplidir. Risk multifaktöriyeldir  ve büyük bölümü açıklanamaz.

Serebral palsinin (SP) ilk belirtileri genellikle çocuk 1 yaşına gelmeden önce ortaya çıkar. En yaygın olanları istemli hareketler sırasında kas koordinasyonu eksikliği (ataksi); kaslarda katılık ya da sıkılık ve abartılı refleksler (spastisite); tek ayağını ya da bacağını sürüyerek yürüme; ayak uçlarında yürüme, eğilerek yürüme ya da makaslayarak yürüme; aşırı katı ya da aşırı gevşek kas tonusudur.

Çocukların daha az bir kısmında  serebral palsi, yaşamın ilk birkaç ayında ya da yılında meydana gelen beyin hasarı, bakteriyel menenjit veya viral ensefalit gibi beyin enfeksiyonları ya da trafik kazası, düşme gibi sebeplere bağlı kafa yaralanmaları sonucu ortaya çıkar.

  1. Spastik Tip (SP’nin %70’ini oluşturur)
  2. Diskinetik Tip (%20’si)
  3. Ataksik Tip (%10’u)
  4. Hipotonik (seyrek)

NOT: Serebral Palsi tiplerinden “Spastik Tip ve Diskinetik Tip” birlikte görülebilir. Bu Miks Tip olarak adlandırılır.

Serebral Palside Botulînum Toksin A (Botoks) Kullanımı 

Botoks spastiklik sergileyen (katı olan) belirli kasların içine lokal olarak enjekte edilebilen bir maddedir. Enjekte edildiği kası felç ederek etki gösterir. Botoks spastisiteyi iyileştirmez, fakat enjeksiyon yapılan kaslardaki sıkılığın azaltılmasına yardımcı olur. Etkisi üç ila altı ay devam eder. Çocuğun Botoks uygulaması sonrasında düzenli Fizyoterapi desteği alması önemidir.

Spastisite Nedir?

Spastisite belirli kasların sürekli şekilde kasılmasıyla seyreden bir durumdur. Bu kasılma kaslarda sertleşmeye ya da katılaşmaya neden olur ve hareketi, konuşmayı ve yürüyüş şeklini olumsuz etkileyebilir.

Spastisite genellikle beynin ya da omuriliğin istemli hareketleri kontrol eden kısmında meydana gelen hasardan kaynaklanır.

Omurilik hasarı, multipl skleroz, serebral palsi, oksijensizlik sonucu meydana gelen beyin hasarı, beyin travması, ciddi kafa yaralanması ve adrenolökodistrofi, amyotrofik lateral skleroz (Lou Gehrig hastalığı) ve fenilketonüri gibi bazı metabolik rahatsızlıklarla ilişkili olarak ortaya çıkabilir.

Semptomlar arasında hipertonisite (yüksek kas tonüsü), klonüs (bir dizi hızlı kas kontraksiyonu), abartılı derin tendon refleksleri, kas spazmları, makaslama (bacakların istemsiz şekilde çaprazlanması) ve eklem katılığı bulunabilir. Spastisitenin derecesi hafif kas katılığı ile ciddi, ağrılı ve kontrol edilemeyen kas spazmları arasında değişir.

Çocuğunuzu bir Çocuk Nörolojisi uzmanı muayene eder ve bir çocuk Fizyoterapisti çocuğunuzu değerlendirmeden geçirir. Değerlendirme sırasında hareketin görüntülü kaydı alınır. Çocuğun tedavisi sürerken, tedavinin etkinliğinin değerlendirilmesi açısından bu kaydın incelenmesi faydalı olur.

Durumun ciddiyetine bağlı olarak çocuğunuzun tedavisinde ilaç, fizyoterapi ve gerekirse diğer tıbbi tedavi yöntemleri uygulanır. Çocuğunuzun kapasitesini açığa çıkarabilmesi için Fizyoterapi desteği alması hayati derecede önemlidir.

FİZYOTERAPİ motor gelişimin desteklenmesine, kasların kısalmasının ve sertleşmesinin önlenmesine ve semptomların şiddetinin azaltılmasına yönelik; pozisyonlamalar ve çocuğunza özel bir çok egzersizi içerir.

AMELİYAT tendonların serbestleştirilmesi ya da sinir-kas yolunun kesilmesi için önerilebilir. Ancak öncelikle çocuğunuzun uygun fizyoterapi desteğini düzenli alması sağlanmalı, gerekli durumlarda uygun zamanda ve uygun yaşta cerrahi girişim düşünülmelidir. Bunun için fizyoterapistinizden görüş alabilirsiniz

Çocuğunuza su terapisi uygulanması önerilebilir. Terapist, ısıtılarak 33 – 35 dereceye getirilmiş bir havuzda çocuğunuzun vücudunu destekler. Bu uygulama derin gevşeme sağlar ve omurganın ve vücudun kapsamlı hareketine olanak verir.

MİYOFASYAL GEVŞETME : Bazı spastisite vakalarının tedavisinde başarılı olduğu kanıtlanmış ve bu problem için özel olarak geliştirilmiş bir esnetme tekniğidir. Fasya, örümcek ağına benzer bir görünüme sahip olan özel bir sistemdir. Fasya oldukça yoğun bir örgüye sahiptir ve her kasın, kemiğin, sinirin, atardamarın, toplardamarın ve ayrıca, aralarında kalp, akciğer, beyin ve omuriliğin de bulunduğu iç organlarımızın üzerini kaplar ve arasına girer. Kas lifleri zarar gördüğünde lifleri ve kasları saran fasya kısalır ve sıkılaşır.

Konuyla İlgili hekimler bu esnetme tekniğini kullanarak zarar görmüş fasyadaki dengesiz sıkılığı gevşetebilirler ve böylece ağrıyı azaltabilirler.

BOTOKS TEDAVİSİ : Botoks spastiklik sergileyen (katı olan) belirli kasların içine lokal olarak enjekte edilebilen bir maddedir. Enjekte edildiği kası felç ederek etki gösterir. Botoks spastisiteyi iyileştirmez, fakat enjeksiyon yapılan kaslardaki sıkılığın azaltılmasına yardımcı olur. Etkisi üç ila altı ay devam eder. Çocuğun Botoks uygulaması sonrasında düzenli Fizyoterapi desteği alması önemidir.

Kaslarında gerginlik bulunan çocuklarda spastisitenin tedavisine yönelik çeşitli farklı yaklaşımlar vardır.

Seçeneklerden bazıları şunlardır:

  • Evde Fizyoterapi egzersizlerine devam edilmesi:

Çocuk fizyoterapistinin gösterdiği egzersizleri evde uygulamanız ve çocuğunuzun günlük yaşamına aktarmanız önemlidir.

Ayrıca yatma, oturma, yemek yeme, masada çalışma pozisyonları fizyoterapistinizin size gösterdiği gibi olmasına dikkat etmelisiniz.

  • Taşıma/pozisyon belirleme:

Uzanma eğilimine sahip çocuklar: fetal pozisyonda ya da bir kolunuzu bacaklarının arasından geçirip yan tutarak taşıyın. Oturturken dizlerinin kalça eklemlerinden yukarıda olmasını sağlayın, sırt üstü yatarken ayak parmaklarına ya da dizlere uzanmak gibi oyunlarla karın kaslarını kullandırın. Ayak parmaklarını gererek ileri uzatan ve ortezlerin giydirilmesini güçleştiren çocuklarda dizleri ve kalça eklemini büktükten sonra ayak parmaklarının kök kısmını içe ve dışa esneterek spastisiteyi azaltmayı deneyebilirsiniz.

Ağırlığın kolların ve bacakların tamamı kullanılarak taşınması spastisitenin azaltılmasına yardımcı olabilir. Bunun anlamı, çocuğun ağırlığı kolun tüm eklemlerini, omzu, dirseği ve olasılıkla bileği kullanarak taşımasıdır. Karnının üzerinde uzanmakta olan ve yukarı bakmak için kendini ellerinin veya bileklerinin üzerinde yukarı iten bir çocuk ya da elleri ve dizleri üzerinde emekleyen bir çocuk buna bir örnek oluşturabilir. Ağırlığın tüm bacakla taşınması demek, çocuğun ağırlığını kalçasını, dizini ve olasılıkla ayak bileğini kullanarak taşıması demektir. Bu kanepeden tutunarak ayağa kalkmak ya da emeklerken dizüstü durma pozisyonuna geçmek gibi basit bir işlem olabilir.

Gövdenin döndürülmesi spastisitenin azaltılmasına yardımcı olabilir.

  • İlaç kullanımı:

Oral yolla kullanılan baklofen, tizanidin ya da dantrolen gibi bazı ilaçlar spastisitenin azaltılmasına yardımcı olabilir. Baklofen aynı zamanda pompa formunda da uygulanabilir. Bu yöntemde çocuğun karnının içine ameliyatla bir pompa yerleştirilir. Pompa bir hokey diski boyutundadır ve çocuğun omurga kanalına 24 saat süresince ilaç verir. Her 8 ila 12 haftada bir yeniden doldurulması gerekir. Spastisitenin azaltılmasına yönelik olarak kullanılabilen botoks ya da fenol gibi enjekte edilebilir formda ilaçlar da mevcuttur.

  • Isı

Örneğin ılık bir banyo, spastisitenin azaltılmasına yardımcı olabilir ve esnetmeyi kolaylaştırabilir.

  • Elektriksel uyarım:

Elektrotlar yoluyla kaslara elektriksel uyarım gönderebilen bir makine sayesinde kasların gerilmesi ve kasılması sağlanır ve böylece kas aktivitesinde muhtemelen iyileşme sağlanabilir. Bu uygulama egzersiziz yerine kullanılamaz.

  • Ortezler:

Çeşitli materyaller kullanılarak özel olarak üretilmiş ortezler gündüzleri ya da geceleri kullanılabilir.

  • Seri alçılama:

Bir çocuğun kasları, örneğin baldır kası, spastisite nedeniyle kısa kaldığında kas gergin pozisyona getirilerek ayak bileğinin ve diz ekleminin üzerinden geçen bir alçı uygulanabilir. Bu yöntem sıklıkla botoks enjeksiyonlarının ardından uygulanır. Her hafta alçı çıkarılır ve kas en son noktasına kadar gerilir. Bu işlem söz konusu kasın uzatılması için genellikle altı ila sekiz hafta süresince tekrar edilir. Yeni kazanılan esnekliğin korunması için, seri alçılamanın ardından genellikle ateller ve ortotikler kullanılır.

  • Atel uygulaması:

Kasta uzun süreli gerilme sağlamak amacıyla özel üretilmiş ortezler kullanılır. Bu ortezler genellikle geceleri takılır.

  • Dorsal kök rizotomisi:

Rizotomi beyin cerrahları tarafından uygulanan ve spastisitede rol oynayan anormal dorsal kök sinirlerinin cerrah tarafından kesildiği bir omurga ameliyatıdır. Ameliyatın ardından kapsamlı fizyoterapi gereklidir.

  • Ortopedik cerrahi:

Spastisite ciddi eklem kaymalarına ve ek olarak kontraktürlere (düzleştirilemeyecek kadar gergin kaslar) neden olabilir. Çocuğun işlevselliğinin arttırılmasına yardımcı olmak üzere ameliyatla kaslar uzatılabilir, tendonların yeri değiştirilebilir, kemikler birbirine kaynatılabilir ve kemiklerde değişiklik yapılabilir (osteotomi). Ortopedik girişimlerin zamanlamasının doğru yapılması önemlidir. Bu konuda Çocuk ortopedistiniz yanı sıra çocuğunuzun fizyoterapisti ile de konuşmanızı öneririz. Ameliyatın ardından kapsamlı fizyoterapi gereklidir.

Bebeklerde ve Çocuklarda Görülen Sağlık Sorunları

Beyinde herhangi bir bölgenin kontrol dışı aktif hale gelmesi ve bunun bir süre devam etmesine Epilepsi denir. Bu istem dışı aktif hale gelme durumunun başlangıcından bitişine kadar olan döneme ise, epilepsi nöbeti denir. Beyindeki aktif olan bölgeye göre nöbetler değişiklik gösterir. Örneğin, merkezi sinir sisteminde kol ve bacak hareketlerini sağlayan bölge aktif durumu gelirse, istemsiz kasılmalar olur.

Kulak arkasından köprücük ve göğüs kemiğine bağlanan sternokleidomastoid kasın doğum veya doğum öncesi zarar görmesi sonucu, iyileşirken kısalması ve bunun sonucunda başın zarar gören tarafa yatık, etkilenmemiş tarafa dönük olması haline tortikolis (eğri boyun) denir.

Doğum sırasında bebeğin kol sinirlerinin zedelenmesidir.

Brakiyal Pleksus; doğum travmaları nedeniyle ortaya çıkan, boyun omurlarının arasından çıkıp, kol ve elin her türlü hareket ve hissetmesinden sorumlu sinirlerin yaralanmasıdır. Kolu yana açamama, dirseği bükerek eli ağıza götürememe veya cisimleri tutamama bu yaralanmanın başlıca bulgularıdır.

Aşağıda sıralananlara dikkat edilmeli Ve konu hakkında deneyimli Fizyoterapistler ile çalışılmalıdır.

. Doğumu takiben etkilenmiş kolun 20 gün gövde üzerinde istirahati gerekir.

  • Eklem hareketleri (Fizyoterapistiniz tarafından her eklem için uygun tutuş şekli ve pozisyonu ile öğreniniz)
  • Her iki elin birlikte çalıştığı aktiviteler önerilir
  • Aktif hareketleri arttırıcı gelişimsel aktiviteler uygulanır
  • Ağırlık taşıma
  • Duyu (Sensorik duyarlılığı) arttıran aktiviteler
  • Ortez kullanımı (Fonksiyonu arttırıcı veya kontraktürü önleyici)

Bantlama teknikleri ile uyarım, pozisyon veya gevşemeye yardımcı olma (Bu konuda sertifikalı bir fizyoterapistten yardım alınız)

Bebekler Hakkında Sorular

Yaşamın ilk aylarında tüm duyusal sistemler (görme, dokunma, kendi vücudunun duruşunu algılama, hareket duyumu, denge/yönelim duyumu, işitme ve koklama) bebeğe inanılmaz derecelerde duyusal uyarımlar yükler. Bebek, yeni beceriler öğrenmeye en uygun durumda olabilmek için gelen uyarımların tümünü nasıl düzene koyacağını öğrenmelidir.

Bebeğiniz sık sık ağlıyorsa aklınızda bulunsun. Bebeklerin %10’unda kolik ağrısı olur. Kolik ağlamaları, günde belli aralıklarla 2-3 kez gelebilen, sebebi açlık ya da hastalık olmayan ağlamalardır. Kolik, bebekler yaklaşık 3 haftalıkken başlar ve genellikle 3. ayda geçer.

  1. Bebeğinizi her ağladığında beslemeye çalışmayın. Aç olmak bebeğin ağlama sebeplerinden sadece biridir. Mide boşalması 2 saatten fazla sürer. Dolayısıyla her iki beslenme arası bu süreyi bekleyin. Aksi halde kramp olabilir.
  2. Bebeğiniz eğer anne sütü alıyorsa kahve, çay, kola ve diğer uyarıcı içecekleri almayın. Ya da sadece 1 bardak ile sınırlayın.
  3. Eğer çocuğunuzun ishali, kusması, egzaması, nefes alırken hırıltısı varsa veya ailede süt alerjisi hikayesi bulunuyorsa, bebeğiniz inek sütüne alerjik olabilir. Bu konuda doktorunuza danışın.

Bebeğiniz kendi başına ne zaman yemek yemeye başlar?

Her şey yolunda gidiyorsa; 8. ayında bebekler baş ve işaret parmaklarını kullanarak küçük nesneleri yakalar hale gelirler. Küçük nesneleri yakalamaktan mutluluk duyan çocuğunuzun önüne bu dönemde yiyebileceği yumuşaklıkta gıdaları koyduğunuz zaman büyük bir şevkle onları alıp ağzına atmaya çalıştığına şahit olacaksınız.

Çocuğunuz bu şekilde döke saça, elindekileri etrafa bulaştırarak bile kendini beslemekten büyük keyif alacaktır. Bu sayede kendi başına yemek yeme konusunda motive olan çocuğunuz çatal kaşık kullanmak için de istekli ve hazır hale gelecektir.

Unutmayın doğru zamanda doğru fırsatları sunarak çocuğunuzun gelişimine en büyük desteği vereceksiniz.

Çocukların Tek Başına Yemek Yemesi Neden Önemlidir?

Çocuğunuzun kendi başına yemesini desteklemek için yemek ile tanışmasına, yemeğe dokunmasına, oyunlar oynamasına izin verin.

  • Yemeğin dökülmesinden, etrafa saçılmasından, evinizin kirlenmesinden korkmayın.
  • Çocuklar yemeğe dokunarak keşfederler.
  • Yemeğe dokunabilen çocuklar kendi başlarına yemek için daha çok motive olurlar.

Çocuk Gelişimi Hakkında Sorular

Çocuğunuzun önüne renk renk, ışıklı müzikli oyuncakları bırakıp kendi başına oynamasını beklemek yerine, onun oyunun bir parçası olmasını deneyin. Oyuna dahil olup, etkileşimi devam ettirebilmesi için uygun fırsatları sunduğunuzda hem çocuğunuzla daha eğlenceli vakit geçirebilir hem de iletişimini arttırabilirsiniz. Bu konuda destek almak istiyorsanız hissediyorsanız RİBEM den Floortime yaklaşımı ile etkileşim konusunda danışmanlık alabilirsiniz.

Çocuğunuzun yürümeye başlaması ile birlikte 1-2 yaş dönemi artık onun için keşif çağı haline gelmiştir. Bu dönemde çocuğa engeller koymak yerine çevreyi onun için güvenli hale getirebilirsiniz. Böylece onun keşfetme ve öğrenme yaşantısına olumlu bir katkınız olacaktır. Bu sayede çocuğunuzun bilişsel gelişimine yardımcı olabilirsiniz.

  • Çocuğunuz tuvaleti geldiği anda bunu size sözel ya da jest ve mimikleri ile ifade edebiliyorsa
  • Tuvaletini bezine yaptığı zaman rahatsızlık duymaya başladıysa
  • Basit komutları alabiliyorsa
  • Gün içerisinde 2-3 saat kuru kalabiliyorsa
  • Tuvalete çıktığı zamanların bir rutini oluştuysa tuvalet eğitimine başlamak için doğru zamandasınız demektir
  • Televizyon çocuğunuzun sosyal bir birey olabilmesinin önünde ciddi bir tehlikedir.
  • Uzun süreli televizyon izleyen çocuklar, dikkat gerektiren aktivitelerde daha fazla zorlanırlar.
  • Konuşarak, araştırarak, yazarak öğrenmeyi engeller. Bu sayede aktif öğrenme gerçekleşemez.
  • Taklit ederek öğrenen çocuklar, bir süre sonra TV de gördükleri şiddet sahnelerini uygulamaya başlarlar.
  • Uzun süre televizyon izleyen çocuklar, TV de gördüklerini gerçek zannetmeye başlayabilirler. Bundan dolayı reklamlar, çizgi filmler daha da aldatıcı hale gelebilir.

Gelişimsel Gecikmesi Olan Çocuklar Hakkında Sorular

Gelişimlerinin farklı olduğunu düşünülenler
Motor gelişim basamaklarında gecikmesi olan bebekler ve çocuklar
Kucağa alındıklarında yığılır tarzda duran postürü olan bebekler
Huzursuz bebekler ve çocuklar
Parmak Ucu Yürüyen bebekler
Yeme, yutma, çiğneme ve beslenme sorunu olan bebekler ve çocuklar
Aşırı hareketli bebekler ve çocuklar
Tortikollisi olanlar
Ebeveynlerinin gelişimlerinin farklı olduğunu düşündüğü bebekler
Motor gelişim basamaklarında gecikme olan bebekler
Dikkat eksikliği olanlar ve yaşına göre oyun süresi kısa olan çocuklar
Oyuna isteksiz olan bebekler ve çocuklar
Anneye aşırı bağımlı olan çocuklar
Yaşına göre uygun iletişim becerilerine sahip olamayan çocuklar
İletişim becerileri yetersizliği olan çocuklar
Aşırı tepkisel çocuklar,
Yaşına uygun temel kavramlar yerleşmemiş olan çocuklar
Erken dönemde teşhisi konmuş genetik, metabolik, nörolojik vb hastalığı olan bebekler ve çocuklar

Nasıl Karar Verebilirim?

Eğer Bir Çocuk…

6 aylık olduktan sonra iki elini de sık sık yumruk yapıyorsa

7 aylık olduğunda yuvarlanmıyorsa

8 aylık olduğunda kollarını düzleştirip kendini yukarı itmiyor, başını ve omuzlarını kaldırmıyorsa

10 aylık olduğunda iki elini orta çizgiye (vücudunun merkezine) getirmiyorsa

10 aylık olduğunda kendi kendine oturmuyorsa

10 aylık olduğunda sürünmüyorsa (“komando” sürünüşü—yerde karın üstü hareket etme)

10 aylık olduğunda nesneleri birbirine vurmuyorsa

12 aylık olduğunda emeklemiyorsa (dört elle, tipik olarak “emekleme” denilen hareket)

12 aylık olduğunda çocuk sandalyesinde dik oturmuyorsa

12 aylık olduğunda tutunarak ayağa kalkmıyorsa

12 aylık olduğunda ellerini çırpmıyorsa

12 aylık olduğunda nesneleri bilinçli olarak ve hemen elinden bırakmıyorsa

12 aylık olduğunda biberonunu kendi başına alıp ağzına götürerek yere uzanmadan ememiyorsa

14 aylık olduğunda kendi kendine ayakta durmuyorsa

18 aylık olduğunda yürümüyorsa

18 aylık olduğunda boya kalemini hala elini yumruk yaparak kullanıyorsa

18 aylık olduğunda tam gelişmiş kıstırma tutuşu yapamıyorsa (başparmağı ile işaret parmağını birbirine tam temas ettiremiyorsa)

24 aylık olduğunda dik çizgi çekmeyi taklit etmiyorsa

30 aylık olduğunda zıplamıyorsa

30 aylık olduğunda kendi kendine merdivenlerden inip çıkmıyorsa

30 aylık olduğunda makasla kesmiyorsa

Otizm / Yaygın Gelişim Bozukluğu Hakkında Sorular

Otizm, hayat boyu sürecek, bir kişinin iletişim yeteneğini ve diğer insanlarla olan ilişkilerini etkileyen, zamanla gelişen bir özürdür. Otistik olan çocuk ve yetişkinler, başkalarıyla anlamlı bir şekilde ilişki kurmakta zorluk çekerler. Arkadaş edinme ve aynı zamanda başkalarının duygularını anlayabilme yetileri genelde kısıtlıdır.

Otistik kişilerin çoğunlukla, ek olarak öğrenme zorlukları da vardır ama otistik olan herkes dünyaya bir anlam vermekte zorlanır.

Aynı zamanda Asperger sendromu adı verilen, otizmin daha farklı bir şekli olan, otistik gurubun daha üstlerinde yer alanları tanımlayan bir durum da vardır.

”Otistik birisi için gerçek, birçok insanın, yerin, sesin, görüntünün ve olayın birleştiği bir kargaşadır. Onlar için net sınırlar yoktur veya her şey kuralsız ve anlamsızdır. Hayatının büyük bir kısmı, her şeyin arkasındaki düzeni anlamaya çalışmakla geçmektedir.”

  • Otizm Spekturum Bozukluğu nörogelişimsel bir hastalıktır
  • Sosyal iletişimde gecikme,
  • Yaşından beklenen ince ve kaba motor beceri paternlerinde yetersizlikler
  • Hareket gelişiminde yaşıtlarına göre farklılıklar
  • Motor koordinasyon, postür ve yürümede anomaliler görülebilmektedir.

Otistik kişilerin, genelde zorlandıkları üç ana alan vardır; bunlar üçlü bozukluklar olarak bilinir.

  • Toplumsal kaynaşma (toplumsal ilişkilerde zorluk çekme, örneğin, diğer kişilere uzak ve vurdum duymaz görünmek).
  • Toplumsal iletişim (sözlü ve sözsüz iletişimde zorluklar, örneğin, genelde kullanılan mimiklerin, hareketlerin veya ses tonunun anlamını kavrayamama).
  • Hayal gücü (kişiler arası oyun ve hayal gücünün gelişmesi konusunda zorluklar, örneğin, belkide, sürekli yapılmaktan öğrenilmiş ve kopyalanmış, sınırlı hayal gücü gerektiren aktivitelerin olması gibi).

Ayrıca, Rutini değiştirmeye karşı koyma ve tekrarlama düzeninde olmak da çok yaygındır.

Otizim’e nelerin veya neyin sebep olduğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak araştırmalar genetik faktörlerin önemli olduğunu ortaya koymaktadır. Araştırmalar aynı zamanda, doğum öncesi, hemen doğumdan sonra veya doğum sırasında olan beyin gelişmesini etkileyen bir dizi durumun, otizmle ilgili olduğunu kanıtlamıştır.

Duyu Bütünlemesi Nedir?

Duyusal Bütünlemesi çevreden ve vücuttan alınan duyusal bilgilerin analizini, sentezini ve organizasyonunu kapsayan nörolojik bir süreçtir.

  • Beynin nefes almak gibi düşünmeden yaptığı aktivitedir.
  • Kişinin duyularıyla elde ettiği bilgiyi organize eder.(tatmak, görmek, duymak, dokunmak…)
  • Bütün bilgiler arasından neyin yapılacağına karar verilmesi ve yapılacak duruma odaklanılmasını sağlar.
  • Deneyimlediğimiz duruma anlamlı şekilde uyum sağlama (adaptif yanıtlar)
  • Akademik öğrenme ve sosyal davranışlar için nörolojik zemin hazırlanılmasını sağlar.
  • Duyu Bütünlemesi; bebeğin rahimde annenin hareketlerini hissetmesiyle başlar.
  • Büyük bir kısmı emekleme ve ayakta durma pozisyonlarında yaşamın ilk yılında gelişir.
  • Yaşamın ilk 7 yılında beyin primer olarak duyulara göre gelişir. Mental değil muskuler veya motor hareketler ön plandadır.
  • Çocuk büyüdükçe mental ve sosyal aktiviteler sensorimotor aktivitenin yerini alır.
  • Duyusal entegrasyonu zayıf olan çocuklar genellikle okul döneminde problem yaşarlar. Çünkü gözlerden,kulaklardan,ellerden ve vücuttan gelen bilgileri yorumlama yeterli değildir.Bu çocuklar iki çizgi arasını boyayamaz,makasla düzgün bir şekilde kesemez, puzzle yapamazlar.
  • Bazı çocuklar derilerinden gelen duyuları organize edemezler. İnsanlar onlara dokunduklarında sinirlenebilir, kızabilirler veya insanlardan uzaklaşabilir.Çocuklardaki hiperaktivitenin nedenlerinden büyük bir kısmı zayıf duyusal bütünlemeye bağlıdır.
  • Bazen sesler ve ışıklar çocuğu irrite/rahatsız edebilir ve çocuğun dikkatini dağıtabilir (çocuğun yüzünü dikkatlice izlersiniz yüzündeki rahatsızlık ifadesini görebilirsiniz).
  • Okula gitmeden önce, zayıf duyu bütünlemesi olan çocuklar diğer çocuklar kadar becerikli bir şekilde oynayamazlar. Çünkü gözlerinden, kulaklarından, ellerinden ve vücutlarından gelen duyuları entegre edip adaptif bir cevap çıkaramazlar.
  • Okul döneminde ise sınıfta ışıklar, sesler ve diğer insanların farklı şeyler yapıyor olması çocuğun aşırı stimulus almasına ve aktivitesinin artmasına neden olur.Konsantre olmak ve anlatılanı dinlemek imkansızlaşır.
  • Ayrıca her çocuk farklı semptomlar gösterir.

Exteroseptörler:

-Görme

-İşitme

-Tatma

-Dokunma

-Koklama

Proprioceptörler:  (Hareketle ilgili duyular)

Proprioseptif duyu (pozisyon ve hareket)

Vestibüler duyu (yer çekimi, baş hareketleri ve denge)

İnteroceptörler:

Viseral duyu (iç organlar ile ilgili bilgi)

Doğum Hakkında Sorular

İlk bilmeniz gereken bu dönemde telaş çok sakıncalı olduğunun bilinmesidir. Bu dönemde soğukkanlı olmak gerekir. Doğumun yaklaştığını gösteren bulgular bilinirse sorun olmadan hastaneye ulaşılabilir.

Doğumun kesin başlama bulgularının yanında bazı ipuçları, doğumun yakında başlayacağını gösterir. Hamilenin vücudu yaklaşık bir ay önceden doğuma hazırlanmaya başlar. Bunlar yaklaşan doğum bulgularıdır…

  1. Bebeğin aşağı doğru inmesi: Bebeğin pelvise yerleşmesinin bir göstergesidir. Özellikle ilk hamileliklerde doğumdan birkaç hafta önce anne adayı bir rahatlama, hafifleme hisseder. Anne daha rahat nefes alabildiğim, kaburgalarına olan baskının azaldığın) ifade eder. Halk arasında bebeğin kanala girişi olarak da tanınır.
  2. Braxton-Hicks hazırlık dalgaları: 35 haftadan itibaren başlayabilirler ve günde 10 kereye kadar 5-10 saniye süreli rahim kasılmaları olur. Bunlar ağrısız kasılmalardır. Bir yandan bebeğin basını pelvise yönlendirirken diğer yandan da rahim ağzının doğuma hazırlanmasına yardım eder. Bu kasılmalar doğuma yaklaştıkça daha sık ve güçlü olmaya başlar.
  3. Rahim ağzında değişim: Doğumdan günler ve hatta haftalar önce rahim ağzının bağ dokusunda yumuşama başlar, incelir ve hatta genişleyip açılabilir. Daha önce doğumu olan kadınlarda 1-2 santim rahim ağzında açıklık olabilir. 40. hamililik haftasında rahim ağzının 1 santim açılmış olması hemen doğumun olacağının bir bulgusu değildir.
  4. Nişan, Kan akıntı: Hazırlık kasılmalarına bağlı olarak rahim ağzındaki sümüksü tıkaç atılır. Bu mukus tıkacın atılmasına bazen hafif pembe bir akıntı bazen de hafif bir kanama eşlik eder.  Doğumun yaklaşık 1-7 gün içinde başlayacağının habercisidir, genellikle 24 saat içinde doğum başlar.
  5. Dışkılamada yumuşama: Doğumun başlamasından hemen önce dışkıda yumuşama görülür. Bu, doğumu başlatan hormonların etkileri
  6. Enerji patlaması: Doğumdan hemen önce hamileye müthiş bir enerji gelir.

Sık idrara çıkma: Bebeğin çatı kemiğine girdiğim ve bu sayede idrar torbasına baskı olduğunu gösterir.

 

Doğum Dalgalarının Düzenli Gelmesi 

Gerçek doğum dalgaları rahim kasılmaları, bel ve kasıklarda hissedilir. Başlangıçta genel tarif “şiddetli bir regl sancısı – gaz hissi” şeklindedir. Hazırlık kasılmalarına göre daha düzenlidir, ilerleyicidir ve giderek sıklığı ve şiddeti artar, daha uzun sürmeye başlar. Rahim kasılması olduğunda hamile hareket etmek ister. Genel kabul, etkili doğum kasılmalarının her 5 dakikada bir veya 10 dakika içerisinde 3 kasılma olması şeklindedir. Bu durumda hastaneye gidilmesi önerilir. Braxton-Hicks kasılmaları (yalancı doğum sancıları) hafif sertleşmelerdir ve karında hissedilir. Düzensizdir ve rahim ağzının açılmasına etki etmez, çok rahatsız edici değildir.

Suyun Gelmesi 

Bebeğin içinde bulunduğu amnion zarı yırtıldığında, bel.î.m içinde yüzdüğü sıvı vajinadan boşatır. Bazen çok fazla miktarda bazen da azar azar gelebilir. Her ne şekilde olursa olsun hastaneye gitmek ve doktora haber vermek gerekir. Hamilelerin çoğunda önce kasılmalar başlar ve sonrasında su gelmesi olur. Ama bazen de su gelmesi önce olur. Su gelmesi artık doğum başladığının kesin bulgusudur. Bu durumu fark etmemek genelde mümkün değildir. Sürekli ya da kısa aralıklarla bacakları ıslatacak şekilde kontrol edilemeyen bol bir akıntıdır. Genellikle birkaç saat içinde kasılmalar da başlar. Eğer belli süre içinde rahim kasılmaları kendiliğinden başlamazsa medikal yollarla kasılmaları başlatmak gerekebilir. Bu konu hakkında rahim kısminin durumuna göre doktor karar verecektir.

 

  • 37. hamilelik haftasından önce su gelmesi veya rahim kasılmalarının başlaması gibi erken doğum bulguları varsa doktor aranmalıdır.
  • Vajinal kanama, lekelenme, anormal miktarda vajinal akıntı, karın ağrısı, kasıklarda şiddetli baskı hissi ve bel ağrısı diğer erken doğum bulguları olabilir.
  • Suyun geldiği hissedildiğinde mutlaka kendi kendine kontrol edip, doktora gelen suyun rengi hakkında bilgi verilmelidir. Eğer suyun rengi yeşil, kahverengi ise bebek anne karnında dışkısın) yapmış olabilir ve bu durumdan doktorun haberdar olması gerekir.
  • Bebek hareketleri az hissediliyor veya hissedilmiyorsa.
  • Vajinal kanama ve beraberinde şiddetli ve devamlı karın ağrısı var ise
  • Devamlı ve şiddetli baş ağrısı, görme bozukluğu, şiddetli ve devamlı üst karın bölgesinde ağrı, vücutta şişme gibi bulgular var ise.

Kaynak: Bebeğim ve Biz, Subat / 2016 / 02

Diğer konular Hakkında Sorular

Doğum Sonrası İlk Saatler

Doğumdan hemen sonra uzman doktor bebeğin detaylı muayenesini yaparak varsa sağlık sorunlarını tespit eder, gerekirse bebeğin tedavisi planlanır. Sağlıklı bir bebek ise doğumdan 1 ya da 2 gün sonra eve gönderilir. Genellikle 4-5. gününde bebek kontrol için tekrar çağrılır.

Doğumdan hemen sonra uzman doktor bebeğin detaylı muayenesini yaparak varsa sağlık sorunlarını tespit eder, gerekirse bebeğin tedavisi planlanır. Sağlıklı bir bebek ise doğumdan 1 ya da 2 gün sonra eve gönderilir. Genellikle 4-5. gününde bebek kontrol için tekrar çağrılır.
Doğum sonrası ilk günlerde bebeklerin bir miktar kilo kaybetmeleri normaldir. Bu kontrolde bebeğin tartışma bakılır, böylece anne sütunun bebeğe yetip yetmediği konusunda fikir edinilir.
Ayrıca yenidoğan sarılığı olup olmadığı, göbek bağının durumu, geçmiş 4-5 gün içinde başlamış olabilecek her türlü sorun da gözden geçirilir.
Bebeğin topuk kanı alınır, doğumda yapılmadı ise ilk aşısı yapılır. Doğum sonrası, sadece yeni doğmuş bebeğin dünyaya adaptasyon süreci değil aslında tüm ailenin hayatinin, aralarına yeni katılan birey ile değiştiği bir süreçtir. Bu süreçte bebek günden güne değişecek ve büyüyecektir.
Çoğunlukla yeni hayata alışmaya çalışan bebek sıklıkla uyur ve dengesini pek sağlayamaz. Bu nedenle bebek kucakta tutulurken, baş bölgesini destekleyici şekilde taşınmaya dikkat edilmelidir. Yeni doğan bir bebeğin vücut ağırlığı ortalama 3200 gramdır (2500-4000 gram). Doğumu takip eden ilk günlerde vücut ısısının azalmasına bağlı olarak vücut ağırlığında yüzde 5-6 oranında azalma olur. Bu durum normal olduğu için anne babaların çok fazla panik yapmaması gerekir. Bebeğin dışkısını ilk 48 saat içerisinde yapması beklenir. Bebeklerin birçoğu mekonyum denilen koyu yeşil, yapışkan dışkıyı ilk 24 saat içinde yapar. Anne sütü alan bebeğin dışkısı 3-4. günlerde parlak, altın sarışı renge dönüşür. Dışkılama sayısı bebekten bebeğe değişkenlik gösterir. Günde 8-10 kez dışkılayan bebekle gün aşırı dışkılayan bebek normal gelişim gösterebilir.
Anne sütü alan bebeklerin çoğunun dışkılarında küçük beyaz gıda parçacıkları bulunur. Bebeklerin birçoğu ilk 24 saat içerisinde idrar Yenidoğan döneminde idrardaki ürat kristallerine bağlı olarak bezde turuncu pembe renkli leke görülebilir. Bu, endişe duyulacak bir durum değildir, bir süre sonra kaybolur.
Yeni Doğan Bebeğe Yapılan Testler

Yenidoğan bebeklerde yapılan tarama testleri ile bebekte oluşan sorunlar erken teşhis edilerek bebeğin hayatını kurtarır. Erken teşhis ile tanısı konulan hastalıklar tedavi edilmez ise bebekte birtakım fiziksel ya da zihinsel problemlere neden olabilir. Bebek doğduktan sonra, hastaneden taburcu olmadan önce, taburcu edildikten 48 veya 72 saat sonra,15. günde, 1. ayda, 2. ayda, 3.ayda, 4. ayda, 6.ayda, 9.ayda ve 12. ayda bebekte bir sorun yoksa rutin kontrolleri yapılır. Doğum sonrasında doktor tarafından bebeğin boy, kilo gibi genel ölçümleri yapılır. Topuktan alınan kan ile fenilketonüri ve doğumsal hipotiroidi taraması yapılır. Bunun dışında işitme ve görme testi, kalça çıkığı olup olmadığına dair kalça çıkığı testi ve erkek bebeklerde inmemiş testis olup olmadığına yönelik bir test yapılır.

Yeni Doğan Bebeklerin Deri Özellikleri

Bebek cildi çok hassastır, erişkinlere göre daha incedir ve daha az yağ salgısı üretir. Derinin ince olması, yaralanmalara karşı savunmasız kalmasına zemin hazırlar. Cildin inceliği, dışarıdan harici olarak kullanılacak ürünlerin deriden emilip kana geçmesine neden olabilir. Geniş yüzeye uygulanacak ürünlerde bu yüzden dikkatli olunmalıdır.
Bebeklerin bağışıklık sisteminin az gelişmesi onları enfeksiyonlara karşı daha duyarlı hale getirir. Deri enfeksiyonları bebeklerde sık görülür. Yenidoğan döneminde bebeklere bakan kişilerin elleri enfeksiyon teması açısından risk oluşturur. Bu yüzden bebekle temas edecek olanların ellerini sık sık yıkamaları, bebeklerin enfeksiyon kapmasını önler.
Yenidoğan döneminde tüm deri kalınlığı, erken doğanlarda daha belirgin olmak üzere erişkinlerinkinden incedir. Allerjene duyarlılık yenidoğanlarda daha azdır. Enfeksiyonlara direnç yenidoğanlarda yetersizdir. Yenidoğan döneminde görülen bazı fızyolojik-geçici deri bulgularının bilinmeği, bunların patolojik deri bulgularndan ayırt edilmesi için gereklidir. Bunların başlıcaları şöyledir; Toksik eritem: Merkezinde iğne ucu büyüklüğünde sarı-beyaz şişkinlik bulunan, 1.5-2 santim çapındaki kırmızı lekeler olabilir. Işığa bağlı döküntüler: özellikle fototerapi alan bebeklerde görülen geçici deri lezyonlandır. Mongol lekeleri: özellikle kalça üzerinde görülen, kenarları düzeniz, mavimsi-gri mor renkte lezyonlardır. Genellikle hayatın ilk yıllarında kaybolurlar.
Yenidoğan Bebeğin Vücudundaki Değişimlere Dikkat! Sarılık: Yenidoğan döneminde derinin rengine dikkat edilmelidir. Solukluk genellikle kansızlık (anemi) nedeniyledir. Sarılığın en önemli nedeni hiperbilirubinemidir. Hiperpigmentasyon (koyu renkli deri bölgesi-özellikle erkek bebeklerde genital bölgede) hormonal bozukluğun (adrenogenital sendromun) ilk bulgusu olabilir.

Kan Damarı Genişlemesi: Yenidoğan döneminde her çeşit hemanjiyom (kan damarı genişlemesi) bulunabilir. Soluk kırmızı renkte, özellikle alın, boynun ön yüzü, burun kökü, göz kapakları gibi yerleşim gösteren bu lezyonlar bebek birkaç aylık olunca solmaya başlar ve 1 yaşına doğru hemen hemen tamamen kaybolurlar.

Yenidoğan Bebeklerin Vücut Özelliği

Yeni doğan bebeğin görünümü çok farklıdır. Yüzü yuvarlak, başı geniş ve burnu basıktır.
Vücut ısısı düşük ve göbeği düşmemiştir. Bebeğin derişi pembe ve yumuşaktır.
Kas kontrolü oldukça zayıftır. Kas yapışı henüz yeterince gelişmemiştir.
Başı diğer organlara göre daha büyüktür. Baş vücudun yaklaşık 1/4 ü oranındadır, iskelet yapışı ise yumuşak ve esnektir. Vücuttaki bazı kemikler yeterince sertleşmemiştir. Baş çevresi 35 cm civarındadır.
Baş kemikleri arasında boşluklar vardır. Bu boşluklara bıngıldak adı verilir. Bu bıngıldaklar doğumun kolaylaşmasına yardımcı olur. Bebeğin kafasında 6 tane bıngıldak vardır ve en önemlisi tam tepedekidir. Bunlar 12-18 ay civarında kapanır.
Zamanında doğan bebeklerde ortalama boy; 50 ile 53 cm arası, kilo; 2,5-4 kilogram arasıdır. Kız çocukları erkeklere oranla daha kısa ve zayıf doğarlar
Sağlıklı bebeklerin göbek bağları herhangi bir müdahale gerekmeksizin genellikle 10 gün içinde içinde düşer. Bu süre 21 güne kadar uzayabilir. Göbeğin düşmesi 21 günden uzun sürerse doktora danışılmalıdır.
Bebeklerde Görülebilen Cilt Problemleri
Cilt Soyulması: Bebeğin ana rahmindeyken üzerim örten koruyucu tabakanın doğum sonrası dökülerek atılmasından kaynaklanan bir durumdur. Doğum sonrası birkaç haftada kendiliğinden ortadan kalkar. Tedavisi; bebeği hafifçe tahriş etmeden yıkamak ve banyo sonrası nemlendirmek şeklindedir.

Cîlt Kuruluğu: Bebek cildinin yağ hücrelerinin az yağ salgı üretmesi kuruluğun ana nedenidir. Zaman içinde yağ salgısının artmasıyla ortadan kalkabileceği gibi bazen devam ederek egzama gelişimine zemin hazırlayabilir. Kuruluk, dış etmenlerden çok etkilenir. Kuruluğu engellemek için birtakım önlemler alinmalıdır. Bebeklerin kıyafetleri hassas deterjanlarla yıkanmalıdır. Yıkanmadan asla bebeklere kıyafet giydirilmemelidir. Kıyafetlerin yüzde 100 pamuklu olmasına dikkat edilmelidir. Kıyafetler az deterjanla, bol durulama suyuyla yıkanmalıdır. Yanlış deterjan kullanımı deride kızarıklık ve kaşıntı şeklinde kendini belli eden alerjik reaksiyonların gelişmesine neden olur.
İsilik: Bebeklerin ter bezleri erişkinlere göre farklıdır. Ter kanalları daha az çalışır. Isıları zor tolere ederler ve yoğun sıcaklık ile nem, bebeklerde sıkıntılı isiliklere neden olur. En sık yüz, boyun ve gövdede görülebilmekle birlikte vücudun her yerinde gözlenebilir. Küçük sivilce başı gibi kabarıklar şeklinde belirir. Tedavisinde bebekleri sık duş aldırmak, kalın giydirmemek, terletmemek ve serin ortamlarda bulundurmak önemlidir.

Yenidoğan Aknesi: Anneden geçen hamilelik hormonlarının etkisiyle gözlenen bir durumdur. Yanaklardan başlarlar, alına doğru ilerleyebilirler. Kısa sürede sönerler. Tedavisinde iltihabi lezyonlar varsa harici antibiyotikler kullanılır, terlemesi durumunda bebekte olası hormonal bozukluk araştırılır.
KONAK: Saçlı deride sık gözlenen, alın, kaş ve dış kulak yoluna da yerleşebilen bir durumdur. Bebeklerde yağ hücrelerinin düzensiz çalışmasından dolayı gelişir. Saçta yağlı sarı kabuklar ve kepeklerle kendini belli eder. Kendiliğinden sönebilir, bazen ileri yaşlarda da devam edebilir. Tedavisinde zeytinyağıyla saçı yumuşatmak, konak giderici şampuanlar ve yulaf özlü banyo yağlanna başvurulur, tlerlemiş durumlarda kortizon içeren ilaçlar kullanılır.
PİSİK: Yaşamın ilk yıllarında sık görülen bir durumdur. Kasık bolgesinde görülür. Bu bölgenin nemli ortamı, idrar ve dışkıyla temasıyla tahriş ederek pişiğe neden olur. Antibiyotik kullanımı, diş çıkarma ve ishal durumu pişiğin oluşmasına ortam hazırlar. Bazı durumlarda pişik üzerine ikincil Candida mantarı eklenebilir. Mantar enfeksiyonu gelişimi, kendini iltihabı sivilceler şeklinde belli eder. Pişik tedavisinde bebeğin bezlerinin sık değiştirilmesi çok Önemlidir. Derinin idrar ve dışkıyla temas etmesine fırsat verilmemelidir. Bebeklerin bez bölgeleri deriyi tahriş etmeyen temizleyicilerle temizlenmesidir. Her bez değiştirme sonrasi pişik önleyici kremler ve bariyer kremler kullanılmalıdır. Özellikle yaz mevsiminde terin de etkisiyle tahriş fazlalaşacağından bez değiştirme sıklığı ve pişik önleyici krem kullanma sıklığı daha fazla olmalıdır. içeriğinde çinko oksit bulunan bariyer kremler pişik önleme açısından önemlidir. Mantar enfeksiyonu antifungal kremler kullanılmalıdır.

Doğum Lekeleri: Damar kökenli ya da pigment kökenlidirler. Cildimizde normalde bulunan kan damarları ya da pigment hücrelerinin fazla çalışmasından kaynaklanırlar. Damar kökenli doğum lekeleri hemangiomlar ve şarap lekeleridir. Deriyle aynı yüzeyde olabilecekleri gibi deriden kabarık da olabilirler. Çoğunluğu yaş ilerledikçe sönerler. Gerileme olmayan vakalarda lazer yöntemi ile tedavi edilirler. Pigment kökenli doğum lekeleri sütlü kahve lekesi ve mongol lekesidir.

Yenidoğan Egzeması: Kızarıklık, pullanma, sulanma ve kepeklenmeyle kendini belli eden bir cilt rahatsızlığıdır. Vücudun her yerinde görülebilmekle birlikte bebeklerde alın, yanaklar ve eklem bölgeleri sık başladığı alanlardır. Genetiksel alerjiye yatkın olan bebeklerde daha sık görülür. 2-3 aylıkken başlar. Çevresel etmenlerden etkilenir. Tedavisinde öncelikli tahriş edici sebeplerin tespit edilip, bunlardan kaçınılması gerekir. Cildi kurutucu temizleyicilerden uzak durmak ve sık nemlendirmek önemlidir. Bazı durumlarda gıdalar, evcil hayvanlar ve ev tozları egzamayı alevlendirebilir. Bu durumlarda diyet listesi, evcil hayvanı ortamdan uzaklaştırma ya da akarların ortamdaki miktarım azaltmaya yönelik tedaviler uygulanır. Hastalığın tedavisinde kortizon içeren kremler ya da bağışıklık sistemim düzenleyici etkisi olan kortizon dışı kremlere başvurulur. Kaşıntıyı baskılamak amacıyla antihistaminik şuruplar kullanılır. Egzama kısa sürede ortadan kalkabileceği gibi bazen kronik bir durum kazanabilir.

Preeklampsi ve eklampsi yanlızca insanlarda ve yanlızca gebelik döneminde ortaya çıkan, gebeliğin normal dışı seyrettiği bir durumdur. Henüz ne olduğu tam olarak bilinmeyen bir uyaran tansiyon yükselmesine neden olur, idrarla protein kaybı başlar ve normalde damarlar içinde tutulması gereken sıvının büyük kısmı vücut boşluklarına kaçarak aşırı kilo alımına ve ödem oluşmasına yol açar.

  • Hareket bozukluğu olup olmadığını saptamak için bebeklerin ve yeni yürüyenlerin taranması, ölçülmesi ve değerlendirilmesi
  • Hareket bozukluğunu ve ilgili fonksiyonel sorunları önlemek, hafifletmek ya da ortadan kaldırmak için program hazırlanmasına uygun bilgilerin edinilmesi, yorumlanması ve bütünleştirilmesi
  • Hareket bozukluğunu ve ilgili işlevsel sorunları önlemek, hafifletmek ya da ortadan kaldırmak için bireysel ve grupsal hizmetlerin ya da yaklaşımların sağlanması
  • Fonksiyonel becerilerin gelişimini kolaylaştırmak ve edinilmesini desteklemek için destekleyici ve düzeltici cihazların seçimi, tasarımı, üretilmesi ve çevrenin uyarlanması
  • İlk kez oluşan ya da gelecekte oluşacak bozulmanın, gelişim gecikmesinin fonksiyonel beceri kaybının etkisini önlemeyi ya da en az indirmeyi kapsar.

Çocukların başlarını dik tutma, oturma, emekleme, en sonunda da yürüme, koşma, zıplama ve atlama hareketlerini yapabilmelerine olanak sağlayacak kasların gelişmesine olanak verir.

Genel olarak çocukların daha ayrıntılı hareketleri kontrol etmek için elleri, el bilekleri, parmakları, ayakları, ayak parmakları, dudakları ve dillerindeki gibi küçük daha küçük kaslarını kullanmasına olanak verir.

Bireyin çevresindeki dünyayı anlamasını ve öğrenmesini sağlayan aktif zihinsel faaliyetlerde gelişme olarak tanımlanabilir.

Bu internet sitesinin içeriği, RİBEM Riskli Bebek Merkezi’nin sahipleri olan Uzm Fizyoterapist Feride Bilir ve Dyt Ali İhsan Bilir tarafından hazırlanmıştır.

Bobath Terapisti (Bobath Eğitmeni) , Fizyoterapistler, Ergoterapistler, Duyu Bütünleme Terapistleri, Konuşma Terapisti, Yutma ve Yeme Bozuklukları Uzmanı, Özel Eğitimciler ve Aile Danışmanından oluşan Riskli Bebek Ekibinde yer alan RİBEM çalışanları bu internet sitesinde verilen bilgilere katkıda bulunmaktadırlar.

Merkezi İstanbul, Anadoluhisarı’nda bulunan RİBEM hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen “Hakkımızda” bölümüne bakınız.

Erken müdahale desteği

Nörolojik olarak riskli bebek tanısı almış prematüre bebeklerin, serebral palsili bebeklerin ve gelişim geriliği gösteren riskli bebeklerin, gelişimsel potansiyellerine ulaşmalarına yardımcı olmak için erken fizyoterapi desteği almaları şarttır.

Ribem’de verdiğimiz erken müdahale desteği hizmetleri; gelişimsel gecikme tanısı konulan, nörolojik ve motor gelişim sorunları olan, akranı olan diğer çocuklarla aynı hızda büyümeyen, öğrenmeyen, öğrenme ve büyüme açısından gelişimsel gecikme riski taşıyan 0-6 yaş arası bebeklerin ve çocukların güçlü yönlerine destek verecek ve zayıf yönlerini geliştirecek şekilde organize edilmiştir.

Ribem’de özel gereksinimli bebeklere ve çocuklara verdiğimiz destek programlarımız; erken fizyoterapi,  bobath terapisi (nörogelişimsel terapi), bebek ve çocuk fizyoterapisi, duyu bütünleme terapisi, floortime, ergoterapi, yutma ve yeme bozuklukları terapisi , dil ve konuşma bozuklukları terapisi, özel eğitim, psikolojik danışmanlık, yardımcı teknolojiler, aile danışmanlık hizmetleri, ölçme ve değerlendirme hizmetleri hizmetleridir.

×
Randevu Al

×
Erken fizyoterapi uygulamaları

Riskli bebeklerde erken dönem fizyoterapi yaklaşımları, yenidoğan döneminden başlayan ve 12 aya kadar uygulanan fizyoterapi yaklaşımlarını içerir. Erken dönemde bebeklerin doğru fizyoterapi desteği almaları potansiyel kapasitelerine çabuk ulaşmaları için önemlidir.
Erken dönemde desteğe ihtiyacı olan bebekler ve küçük çocuklar için uzman fizyoterapistler tarafından yapılan değerlendirmelere dayanarak, fizyoterapi yaklaşımlarına karar verilir.
Eğer bebeğiniz riskli bebek olarak dünyaya gelmişse, erken dönemde nörolojik tanı almışsa veya gelişim basamaklarında gecikmeleri varsa ve bu nedenle erken fizyoterapi desteği alması gerekiyorsa
RİBEM Riskli Bebek Danışma Merkezi’ne başvurabilirsiniz. RİBEM’de yürütülen “Erken Destek Programı” ile riskli bebeklere ve küçük çocuklara yönelik ölçme ve değerlendirmeler sonucunda; deneyimli Bobath Terapistlerinden, bebek ve çocuk fizyoterapistlerinden erken fizyoterapi desteği alabilirsiniz.

 

×
Bobath Terapisi (Nörogelişimsel terapi)

Bobath Terapisi (nörogelişimsel terapi), tüm dünyada yeni doğan döneminden sonraki fizyoterapi yaklaşımlarında temel olan bir terapi yöntemidir. Bilimselliği yüksek olan bu yöntem, Serebral Palsi (SP)’li çocuklar başta olmak üzere doğuştan hareket bozukluğu olan bebek ve çocuklar ile duyu motor bozukluklarına neden olan farklı tablolarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bobath Konseptinde bireysel motor fonksiyon bozukluklarının analizi yapılarak fonksiyonel sınırlılıklara karar verilir. Bobath Terapi konseptinde; doğru hareketi açığa çıkarmak için uygun tutuş teknikleri, ağırlık aktarma, derin duyu, işitsel ve görsel stimülasyon ve fasilitasyon teknikleri kullanılır. Fasilitasyon tekniği ile vücudun kendi kendini ve ortamda vücudunu algılamasını, hareketi değiştirmeyi, vücut kısımlarının hissedilmesi sağlanır. Ayrıca terapötik tutuşlar ve pozisyonlamalar ile tonus regülasyonu düzenlenir. Eğer çocuğunuzun Bobath terapisi alması gerekiyorsa RİBEM Riskli Bebek Danışma Merkezi’ne başvurabilirsiniz. Bobath Eğitmeni Uzm. Fzt Feride Bilir tarafından kurulan RİBEM’de deneyimli fizyoterapistler aracılığı ile bebeklere ve çocuklara yönelik Bobath Terapisi ve erken müdahale desteği verilmektedir.

×
Bebek ve çocuk fizyoterapisi

RİBEM’de küçük bebeklere ve çocuklara yönelik özel fizyoterapi teknikleri uygulanır. Uzm Fizyoterapist Feride Bilir ve deneyimli Fizyoterapistlerimizin özellikle tercih ettikleri yöntem;  Nörogelişimsel terapi (Bobath Terapisi) dir. Uzm Fizyoterapist Feride Bilir Bobath terapisti ve Bobath Eğitmenidir. (Bobath Tutor’udur)

RİBEM’de bebeklere ve küçük çocuklara uygulanan fizyoterapi, ulusal ve uluslararası eğitim almış deneyimli bebek ve çocuk fizyoterapistlerimiz tarafından gerçekleştirilmektedir. RİBEM’de ailelerin eğitilmesi en önemli amaçlarımızdan birisidir.

×
Duyu bütünleme terapisi

Bir çocukta Duyu Bütünleme Terapi programına başlamadan önce; Duyu Bütünleme ihtiyacı duyan çocukların asıl probleminin motor problem mi, tonus problemi mi, yoksa buna bağlı ikincil olarak ortaya çıkan bir duyusal problem mi olduğunun ayırt edilmesi gerekir. Bu yüzden çocuğun terapi programı hazırlanırken önce çocuğun ana problemini bulmak gerekir. Buna karar vermek için RİBEM’de görevli Duyu Bütünleme Terapisi, Bobath Terapisi, Bebek ve çocuk fizyoterapisi konularında; deneyimli, uluslar arası eğitim almış ve sertifikaya sahip uzman fizyoterapistler eşliğinde gerekli değerlendirmeler ve testler yapılarak çocuklar için en doğru program oluşturulmaktadır.

×
Floortıme

Floortime, farklı gelişen çocukların bireysel özellikleri ve güçlü yönleri dikkate alınarak değerlendirilmesini sağlayan, çocukların gelişimlerini desteklemek için gerekli eğitim ve terapi programlarının hazırlanmasını ve uygulanmasını içeren bir modeldir. Ribem’de DIR Floortime eğitimi almış sertifikalı fizyoterapistler ve özel eğitimciler görev yapmaktadır.
Floortime terapisi RİBEM’de yaygın gelişim bozukluğu bulguları olan çocuklar ve diğer gelişimsel sorunları olan çocuklarda uygulanmaktadır. Floortime gelişimsel (Developmental), bireysel (Individual) ve etkileşim temelli (Relationship based) bir yaklaşım modelidir. RİBEM’de floortime terapisi ile çocukların nörobiyolojik profillerini, gelişimsel özelliklerini ve çocuk ile etkileşimde bulunan yetişkinin bireysel özelliklerini de dikkate alarak, oyunu terapi yöntemi olarak kullanmak, eğlenirken gelişimsel hedeflere ulaşmak amaçlanır.
RİBEM’de uygulanan floortime modeli, çocuğa beceri eğitimi yolu ile hedef davranışlar ve beceriler kazandırmayı değil, sosyal, duygusal ve bilişsel kapasitenin gelişimi için gerekli olan sağlıklı bir temel oluşturmayı önemser.

×
Ergoterapi

Bobath Terapisi (nörogelişimsel terapi), tüm dünyada yeni doğan döneminden sonraki fizyoterapi yaklaşımlarında temel olan bir terapi yöntemidir. Bilimselliği yüksek olan bu yöntem, Serebral Palsi (SP)’li çocuklar başta olmak üzere doğuştan hareket bozukluğu olan bebek ve çocuklar ile duyu motor bozukluklarına neden olan farklı tablolarda yaygın olarak kullanılmaktadır. Bobath Konseptinde bireysel motor fonksiyon bozukluklarının analizi yapılarak fonksiyonel sınırlılıklara karar verilir. Bobath Terapi konseptinde; doğru hareketi açığa çıkarmak için uygun tutuş teknikleri, ağırlık aktarma, derin duyu, işitsel ve görsel stimülasyon ve fasilitasyon teknikleri kullanılır. Fasilitasyon tekniği ile vücudun kendi kendini ve ortamda vücudunu algılamasını, hareketi değiştirmeyi, vücut kısımlarının hissedilmesi sağlanır. Ayrıca terapötik tutuşlar ve pozisyonlamalar ile tonus regülasyonu düzenlenir. Eğer çocuğunuzun Bobath terapisi alması gerekiyorsa RİBEM Riskli Bebek Danışma Merkezi’ne başvurabilirsiniz. Bobath Eğitmeni Uzm. Fzt Feride Bilir tarafından kurulan RİBEM’de deneyimli fizyoterapistler aracılığı ile bebeklere ve çocuklara yönelik Bobath Terapisi ve erken müdahale desteği verilmektedir.

×
Yutma Ve Yeme Bozuklukları Terapisi

Yutma bozukluğu tıp dilinde “disfaji” olarak bilinir. Bu durum, yiyeceğin ağız boşluğundan mideye geçişinde gecikme, engellenme ve yanlış bir yol izleyerek nefes borusuna kaçması şeklinde ortaya çıkar. Yiyecek ses telleri seviyesine kadar inerse “penetrasyon”, ses tellerinin altına geçerse de “aspirasyon” olarak bilinen oldukça tehlikeli, ölüme yol açabilen bir durum gerçekleşir. Çünkü aspirasyon, yiyeceklerin nefes borusu yolu ile ciğerlere kaçması demektir. Bu durum bebeklerde ve çocuklarda sık tekrarlayan akciğer enfeksiyonlarına da yol açabilmektedir.

Yutma sorununun nedenini anlamak ve buna uygun terapi yöntemlerini belirlemek açısından kullanılan görüntüleme yöntemleri bulunmaktadır. RİBEM’de Yutma ve yeme bozuklukları konusunda uzman fizyoterapist görev yapmaktadır.

×
Dil Ve Konuşma Bozuklukları Terapisi

Farklı gelişen çocuklarda birincil problemlerinin yanı sıra dil ve konuşma alanında da ek sorunlar görülebilmektedir. Eğer çocuğunuzda konuşma gecikmesi varsa veya konuşma sorunları yaşıyorsa; RİBEM’de gecikmiş konuşma, artikülasyon bozukluğu, kekemelik, hızlı bozuk konuşma, otizme bağlı oluşan konuşma bozukluğu ve ses bozukluğu alanlarında çalışan uzman Dil ve Konuşma Bozuklukları Terapistinden randevu alabilirsiniz.

×
Özel Eğitim

Farklı gelişen çocukların bireysel gelişim özelliklerine uygun olarak ve kişiye özel olarak planlanan bir uygulanan eğitimdir. RİBEM’de bu alanda eğitim almış, tecrübeli, saha deneyimi olan, konusunda uzman özel eğitimciler görev yapmaktadır.

Ribem’de yürütülen özel eğitim çalışmaları; serebral palsili çocuklar, özel öğrenme güçlüğü (disleksi, diskalkulus gibi) olan çocuklar, yaygın gelişimsel bozuklukları olan (otizm, asperger, rett sendromu gibi) çocuklar, sendromlu çocuklar, zihinsel yetersizliği olan çocuklar, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu (DEHB) olan çocuklar, dil ve konuşma bozuklukları olan çocuklar, bedensel ve ortopedik engeli olan ve aynı zamanda bilişsel alanda desteklenmesi gereken çocukları kapsamaktadır.

×
Ortez Ve Yardımcı Teknolojilerin Planlanması

Serebral Palsili çocuklar, parmak ucu yürüyen çocuklar ve ortopedik sorunları olan çocuklar için fizyoterapi temel tedavi yöntemidir. Bu çocuklar fizyoterapi seansı sırasında, ev ortamında ve günlük yaşamda desteklenmesi için ortez, ayakta durma sehpası, theratogs gibi giysiler, çocuk arabası ve çocukların yaşamını kolaylaştıran diğer adaptif cihazlara ihtiyaç duyabilirler.

Bu cihazlarla; hareket kolaylığı sağlanması, hareketlerindeki kısıtlılıkların giderilmesi, daha kaliteli hareketin ortaya çıkartılması, vücut diziliminin düzgünlüğünün sağlanması ve deformitelerin oluşmasının engellenmesi amaçlanır.

Çocuğunuzun ihtiyacı olan cihazların belirlenmesi ve kullandığı cihazların uygunluğunun değerlendirilmesi için profesyonel RİBEM ekibinde yer alan deneyimli Bobath Terapistleri ve bebek ve çocuk fizyoterapistlerinden destek alabilirsiniz.

×
Psikolojik Danışmanlık

RİBEM’de görev yapan deneyimli psikolojik danışman, sorun yaşayan anne ve babalar ve çocukların yaşadıkları ile ilgili daha etkili davranışlar geliştirmesini sağlayıcı yönde, uyarıcı bir bilgilendirme, tutum ve davranışları ile gerçekleştirilen ve danışanın kendisini daha iyi hissetmesi ve kişisel doyum sağlayacak şekilde davranmasını amaç edinir. RİBEM’de, bireylerin yaşadıkları süreci ve kendilerini anlaması, farkındalık kazanması, problemlerini tanımlaması ve çözüm yolları üretmesi, kararlar alması, kapasitesini geliştirmesi, çevresiyle uyumlu ve sağlıklı bir iletişim halinde olması ve kendini geliştirmesi için Psikolojik danışmanımız tarafından destek verilmektedir.

×
Aile Eğitimleri Ve Aile Danışmanlık Hizmetleri

Beklenmeyen sorunlarla dünyaya çocuk getirmek aileler sarsan ve yıpratan bir sorundur. Özel gereksinimli çocuğu olan ailelerin yaşadıkları süreç onları yıpratmakta ve bazen kendilerini çaresiz hissetmelerine neden olmakta ve onları umutsuzluk içine düşürmektedir.

RİBEM’de görevli Aile danışmanı özel gereksinimli çocuklar ile uzun yıllar çalışmış ve ardından aile danışmanlığı konusunda ulusal ve uluslar arası almış olduğu eğitimlerle kendisini geliştirmiştir. Özel gereksinimli, çocuğu olan ailelerin yaşadıkları sorunlar ile baş edebilmelerine yardımcı olabilmek için RİBEM’de ailelere danışmanlık ve destek hizmetleri verilmektedir.

×
Ölçme ve Değerlendirme Hizmetleri

RİBEM’de bebekler ve çocukların değerlendirilmesinde, dünyaca güvenilirlikleri kanıtlanmış Test, Protokol ve Değerlendirmeler uygulanır. Her bebeğe ve çocuğa özel hazırlanan programlar bu değerlendirmeler ışığında hazırlanır. Çocuklardaki gelişmeler somut olarak bu değerlendirme ve testlerle takip edilir.

×
Randevu Al

×